oh my çok çılgın!

09 Şubat 2010 Salı

başlık bulamamakla ilgili bi başlık bile bulamıyorum


toplamda 6 saat uykuyla 2 gün süründükten sonra yaklaşık 11 saatlik bir gece uykusuyla hayata dönmemin ardından bilgisayar başındaki 9. saatimle birlikte dönmesem de olurmuş diyorum.


bi de az önce fark ettim ki savaşlar bitsin, açlık fakirlik kalmasın filan hep yalan, öyle büyük şeylere gerek yok, tuvalete gitmemiz gerekmese dünya daha güzel bi yer olucak zaten. iddia ediyorum tuvalet olayına çözüm bulsunlar, toplumun her katmanını korkunç bi huzur, bi mutluluk, bi pamuk gibi yanaklarından sıkılası olma hali kaplıycak. çok eminim bundan.

07 Şubat 2010 Pazar

ilaç pembesi

pembe
sayı doğrusunda yaşım 18'den daha uzak 19'a daha yakın bi yerde.
şu an istersem her şeyi izleyebilir, her yere girebilir, alkol ve tütün ürünü alabilir, ehliyet çıkarıp araç kullanabilir, sevişebilir, oy verebilir, tek başıma yurt dışına çıkabilir, kredi alabilir, iş kurabilirim.
suç işlersem yargılanıp, hapse atılabilirim.
yasal olarak kendi kendimin sorumluluğuna sahibim.
ama bi sorunum var.
bütün bunları yapabilitem varken yukarıda gördüğün dünyanın en güzel ilaçlarına kaşı koyabilitem çok düşük.
yetkililere sesleniyorum, devlet bu işe bi el atsın, devlet büyüklerimiz bi elimden tutsun benim dayanamıyom!!
şaka maka bi ilacın rengi bu kadar güzel olmamalı.
hayır ilacı dünyanın et tatlı rengine boyadıktan sonra anaokulunda istediğin kadar ilacı şeker sanıp yiyen sonra da hastalanan çocuğun dramını anlat bi işe yaramaz ben deyim yani.
ki o çocuk ölüyodu sanırım sonunda tam hatırlamıyorum baya korkunçtu.

06 Şubat 2010 Cumartesi

sana da iyi uykular


uykusuzluğun çocuğunuzun ayakları ne kadar büyükmüş. kaç numara giyiyo? diye soran magazin muhabirine fırça atan hülya avşar görüntülerini zihnimin gerilerinden çıkarıp getirebildiğini ben de yeni öğrendim.

04 Şubat 2010 Perşembe

You're a part time lover and full time friend

spoiler içerikli fotoğraf. ama film çıkalı çok oldu benden başka izlemeyen kalmadı zaten.
hatta ben bile kalmadım

Dicek bi şey bulamadım. Sabahın altı buçuğu olduğundan olsa gerek. Çok cici filmmiş.
Bi de şu bol kusurlu ama görünce bağrına basasın gelen şebek aşık tipli çocukları asıl çocuk yapıyolar ya, işte onu çok seviyorum. ölene kadar izleyebilirim o şebek aşıkları.

juno.

büşü'yle psikanaliz


psikanalizin terapötik etkileri üzerine uzun ve sıkıcı bi yazı yazmak isterdim tabi, itiraf et sen de isterdin, psikanalizin terapötik etkileri diye başlayınca bile bi anda nası karizmatik oldum görüyosun en nihayetinde.. işte ben de isterdim ama yazamıycam tabi. rüya anlatıcam da onu "ay ayten abla geçen gece ne gördüm allah hayırlara vesile etsin şimdi bi at vaaar.."dan daha başka bi eksene kaydırmaya çalışıyorum.

şimdi okuldayım ben. bi çocuk var yanımda, küçük böyle 5-6 yaşlarında adı onur, bunu bana emanet etmişler filan. sürekli bunun peşinde koşuyorum, acıktın mı şu mu bu mu diye. açıkçası bunu son zamanlarda, özellikle dün gece çok fazla "onur" içeren bi şeyle uğraşmış olmamla ilişkilendirdim. her neyse. sonra işte bunu yemek yedirmeye götürüyorum yemekhaneye ama, yemekhane çok güzel bi yer olmuş, servisler filan çogiyi yani. sonra yemek servisi yapanlardan biri büşraymış. büşrayı da kafada dönüp duran büşra eskişehir'e dönmeden buluşalıma bağlıyoruz ve devam ediyoruz. sonrasında bişiler oluyo akşam olmuş filan yurda gidiyorum, bi yandan lanet çocuk onur'u kaybetmiyim aman halleri. gidiyoruz, meğer yurtta bütün avaz ahalisi aynı odada kalıyomuşuz. bu sırada kuzenim merve'de ordaymış. herkes uyuyo, ben böyle bilgisayarda takılıyorum filan, sonra fatih sanırım fırça atıyo bana bu saatte gürültü yapıyosun diye.

işte tam paparayı yerken evin koridor tarafından cırtlak sesli bi kızın evlerine gelen misafirin kendisine attığı fırçayı bağıra çağıra anneme anlattığını işittim. güldüler ettiler, annem birilerini uğurladı. kalktım, annem eve misafir geldi gitti anca kalktın yahu dedi. saate baktım 5 olmuş. tebrikler büşü, sonunda uyku düzenin yazlık sisteme geri döndü.

03 Şubat 2010 Çarşamba

dilko'da doplaşdık haanım

toplaştık derken her zamanki didi-dilşut-büşü kadrosunun ozan ve cem'le bi araya gelip dilko bünyesinde elif hoca görmesinden bahsediyorum pek tabii, önce bunu açıklığa kavuşturalım. sonra da ben başa dönüp anlatıyım hele. gerçi anlatıcak bişi yok pek. klasik büşü geç kalması, saat 1'de toplaşması varken yataktan 12:38'de kalkmak diye özetleyebiliriz. her neyse. bunun dışında elif hocamcığımı bayadır görmüyodum biir. şekitolar şekitosu ozan'ı taa bayramdan beri sanırım görmüyodum ikii. cem canikosunu da en son elif hocayı gördüğümde görmüştüm ki bu baya bi zaman demek bu da üç. bu arada hala insanın başka şehirlerde arkadaşlarının olması durumuna alışabilmiş değilim, durup durup garipsiyorum bu halleri. ama cidden garip yani baya. ne biliyim, önceden sürekli gördüğün insanlar yani sonuçta. her neyse işte öyle takıldık ettik, elif hoca her zamanki gibi bizi besledi (başlarda itiraz ediyoduk ama artık alıştık. kuzu kuzu yiyoruz. siz öğrencisiniz fakirsiniz susun bakiyim diyo eheh). öyle işte çok da herşeyi anlatmıycam bakma öyle.

onun dışında açıklık getirilmesi gereken bi konu daha var ki bu iki oluyo aslında.

Ozan,
evet bundan uzunca bi zaman önce senden "kasıntı ötesi oldukça gereksiz bi eleman" diye bahsetmiş olabilirim, bi süre uzaktan uzaktan sana uyuz olmuş, içimdeki nefret (nefret demeyelim tabi o kadar güçlü değil de şimdi cümlenin devamında kuul olucak ondan onu şeyettim) tohumlarını özenle filizlendirtmiş (hiç kuul olmadı yalnız. hayırlısı.) de olabilirim. Ama valla şimdi çok seviyorum yahu. O böle kocaman yanaklarını sıkasım geliyo hep. Yeter artık ikide bir o karanlık günleri yad edip beni yaralama, kanadım kırık vicdanım sızım sızım sızlar halde koma beni ozaaaan!

31 Ocak 2010 Pazar

hadi kızlar go go go! umudu elden bırakmıyoruz!'



"Benim bi tane kızım var. Onu da gidip amerikada tuvalet temizlettirip, insanlara hizmet ettirmem. gidiceksen gezmeye gider gezer gelirsin." diyen bi baba, gezmeye gidecek kadar para olmaması ve bu sebeplerden kaynaklı bi hayal erteleme durumu. Öte yandan Work&Travel muhabbetine son noktayı koyan şu cümleler uzun süredir yok ona kesinlikle izin alamam diye düşünen şahsımı Interrail için cesaretlendirmedi dersem yalan söylemiş olurum. git gez, çalışma, bi yere bağlı olma diyo işte daha ne?