A hole on the toilet wall: ıslak

Sayfalar

oh my çok çılgın!

22 Kasım 2008 Cumartesi

ıslak

evet resmen didinin günün erken saatlerinde öngördüğü dalga geldi..
eclipse'in bitmesiyle beraber, forks'tan çıkıp tekrar güngören'de yaşamaya başladım
ve bella olmadığımın dahası bi edward'ımın olmadığının ve hiç olmayacağının ayırdına vardım..
bu acı beni o kadar olgunlaştırdı ki artık "ayırdına varmak" gibi kelime gruplarını cümle içinde kullanır oldum..
herneyse daha fazla konuşmayalım üzülüyorum..

hava durumunu umursamamak suretiyle ayağımda converselerle,
dahası şemsiyesiz bi şekilde dersaneye gittim..
bütün gün hava gaaayet iyiydi ancak dönüş yolundayken başlayan sağanak yağmur aslında o güzel havanın çok da güzel olmayan bişeyin habercisi olabiliceğini hatırlattı..
dahası elektrikler kesilmiş.
normalde ortalıkta pek çok insan varken ve evlerin ışıkları etrafı aydınaltıyorken bile güngören sınırları içinde kaldırım yerine yol kenarından yürümeyi tercih eden ben, zifiri karanlıkta, çantam, montum, ayaklarım, saçlarım sırılsıklam, sudan ağırlaşmış ve her yer yapış yapış yürüyorum.
yolun kenarındaki, aralarında yalnızca bir kaç metre olan internet cafelerin önünde bulunan ve o ana kadar farketmemiş olduğum güruhdan yükselen "ay ay kıyamam.. yazık ıslanmış" nidaları tam da bundan daha kötü ne olabilir diye düşünürken yükseliyo..
adımları hızlandır..
mum almam lazım her yer kapalı..
ilerde beyaz bi ışık var sanırım ve işte orda peynir filan satan bişeyler..
içeriye dalıyorum, saçım başım yüzüme yapışmış,
suya dayanıklı olmaktan çok uzak rimelim bütün yüzüme dağılmış, bi yandan gözlüğün camlarını temizlemeye çalışıyorum..
garip garip bakıyo içerdeki kuru insanlar.
umursama,
al mumları ve git..
ardından binaya..
alt kapı açık çok şanslısın
telefonun ışığıyla merdivenleri çıkmaya çalışırken "battery low" diye uyarı veren telefona bakıp "nolur yukarı çıkmadan bitme nolur nolur" diye yalvar..
karanlıktan korkan bi insan için bu kadarı bile çok fazla..
ve biliyorum bi çoğunuz oha bunu mu düşündünüz diyceksiniz ama aklıma gelen ilk şey
"işte şimdi edward'la karşılaşsak çok uygunsuz olurdu.. ödüm patlardı.. şu an bi vampirle karşılaşmak için hiç uygun bi zaman değil.."
herneyse sırılsıklam eve gir
mumları anneye ver, ayakkabılardan kurtul ve işte günün diyaloğu:

annem- mumları nerden aldın??
ben- aşağıdan..
annem- ne kadara aldın??
ben- 300 bin tanesi
annem- vay şerefsizler
ben- niye be.. ne kadar oluyo ki bi mum??
annem- ne biliyim.. kesin pahalıya satıyolardır diye öyle dedim..

1 küçük şişe sallanıyor:

nam-ı diğer dedi ki...

favorim hala "i will broke your ass" xD
asiye teyze rulezz!