A hole on the toilet wall: sanatçılık

Sayfalar

oh my çok çılgın!

sanatçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanatçılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ağustos 2013 Cuma

Ortalayamadım, ortalasam


Dün yine hiç kullanmayacağım birtakım makyaj malzemelerine para döktüm. Şu an çok acayip deneyesim var ama gerçek bir kız kurusu gibi cuma akşamı, evde pijamalarımla makyaj yapmayacağım. Hani bunu ben bile kendime yakıştıramadım. Sıdıka amk.

Sayısal bir bölümde okumuş/okuyan hemen herkesin kendini genius ilan etmesi beni o kadar eğlendiriyor ki... Hani en az her photoshop bilenin kendini sanatçı ilan etmesi kadar. Kod yazmanın matematik bilgisinden çok sabır ve google'lama becerisi gerektirdiğini, photoshop'un da kitlesel kullanım için hazırlanmış bir araç olduğunu zihnimizin bir köşesinde tutarsak, hayat herkes için çok daha kolay olur. Hayır yani yanlış self-perception inşa ediyorsunuz, sonra o egoyla uğraş dur.

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Daha küçük popolarla daha parlak bir geleceğe (hep beraber?)


Bugün spora gittim ilk defa. Güzel çocuklar ve memeli ablalar var. İnsanlar spor salonlarında çıplaklarıyla barışık oluyorlar derken doğru söylüyorlarmış. En az üç çift meme gördüm toplamda 10 dakika sürmeyen duş ve giyinme sürecimde. (Bazı insanların cidden memesi var.)

Bir süredir şimdiye dek şahsıma yazılmış ilk ve tek şiiri insanlıkla paylaşmak istiyorum ama bir türlü bulup çıkartamadım. O zamanlar hayatımda okuduğum en sikko şey diye düşünmüştüm ama şu an bulunduğum noktadan bakınca görüyorum ki içerisinde öngörünün allahı varmış. 13-14 yaşlarımdayken, benden 5 yaş büyük liseden kovulmuş bir arkadaşımın (aynı sitede oturuyoduk, mal düz lisede iki kere sınıfta kalmayı başarmış) aşk hayatı üzerine yaptığım yardım ve yorumlar üzerine şahsıma ulaştırılan bu nadide eserin en vurucu bölümü "Sana değil, zekana aşığım". Bana değil yalnız, yanlış olmasın.

Hayat paylaşınca güzel mi bilmiyorum ama para harcayınca güzel çocuklar. Harcamak lazım, acımamak lazım. Buna gönülden inanıyorum.

7 Mart 2013 Perşembe

To The Wesleyan People (With Love)



"I think it is possible to see a chair as it is. But when you burn the chair, you suddenly realize that the chair in your head did not burn or disappear." 

Çocuklar Yoko Ono demişsiniz ama bu baya baya Plato. Ben söyleyeyim de..
(Eskilerden çorlarsam fark etmezler diye mi düşünmüş naapmışsa artık.)

18 Şubat 2013 Pazartesi

Sabahtan beri contemporary art diyoruz daha bi kere yoko ono demedik



Okulu o kadar özlememişim ki en fazla bu kadar özlemeyebilirmişim heralde. Bütün gün boyunca tanıdığım (ve umursadığım) yüz sayısının 10'u geçmemesi de bunda etkili olabilir sanıyorum. Okuldaki gelecek dönemlerimi düşünüp daralıyorum, zamanında mezun olabildiğim alternatif evreni düşünüp daha çok daralıyorum. İkisi de birbirinden kötü, ikisi de birbirinden sıkıcı. Fak dis şit.

Ya okula yeni mühendis alımı yapılmış ya da bilmiyorum. Hisarüstü'nün dört bir yanındaki sakallı makallı genç adamları başka türlü açıklayamıyorum. Devlet buna bi şey yapsın, işletme fakültesi kızlarını bile tercih edecek duruma geldim iki günde.

Yeni oda arkadaşlarımla tanıştım dün itibariyle. İşin doğrusunu söylemek gerekirse odaya girer girmez gözüme ilişen Travis posteri beni biraz umutlandırmıştı ("Müzik dinliyolar!" gibi bi sevinç. Söz konusu kuzey yurtları olduğunda beklentilerim baya düşük) ama odadaki hemen herkesin penye takım pijama giydiğini fark etmemle hevesim kursağımda kaldı. Pijaması bile takım olan adamın hayatında herhangi bir heyecan olabileceğine inanmıyorum.

Her şey bi yana, ya PMS hüznüm haddini aştı ya da kişisel tarihimin en ağır depresyon dalgasına tutulmak üzereyim.