A hole on the toilet wall: istanbul

Sayfalar

oh my çok çılgın!

istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2013 Salı

Typolara şaapmayın telefondan yazıypruzs



Türkiye'de akıllı telefon penetrasyonu ne durumda bilmiyorum ama pipisi küçük olanlar büyük telefona koşuyormuş geyiğine başlama vaktinin çoktan geldiğini ve hatta geçiyor olduğunu söylemek zorundayım. Bunu nasıl atlamış olabiliriz? İnsan hayret ediyor.

Sabahları insanın kafası sahiden sadece serbest çağrışımla işliyor. Sabah klozette efe'nin (kedim) tüyleri kalmış, dün taramıştım içine atıvermişim. Tam ohoho şimdi kedi oluyomuşum diye düşünürken "yeter ki iste, her şey olabilirsin" gibi abidik gubidik motivasyon cümleleri dolanmaya başladı zihnimde. "O kadar çok istedi ki bir gün cidden kediye dönüştü" diyecekken, Gregor Samsa'ya atladım. "Gregor Samsa bir sabah uyandığında" diye düşünemeden ulan ben bunun orjinalini niye bilmiyorum diye düşündüm. E çünkü almanca tabii.. Oradan almanca öğrense miydim ulan, baya bir sürü ieyi anadilinde okuyabilirdim derken bunun herhangi bir dili öğrenmek için yeterli bir sebep olup olmadığını sordum. 2013 yılında dünyanın tamamı ingilizce konulurken başka bir dil öğrenmek için daha iyi bir sebep olamayacağına ikna olup ellerimi yıkadım. Almanca öğrenmeyeceğim, o ayrı.

Metrobüsün en sevdiğim yanı, araç sayısının hangi saatte binersen bin rahatsız bir yolculuk yapmana yetecek kadar kalabalık olacak sıklıkta dağıtılmış olması. Sabah 7 çocuklar, kamon.

Astoria'ya yürümeye kasamayacağım için taksiye para dökeceğim bir başka günde daha söz konusu yapıyı kimin projelendirdiğini merak ediyorum. Mekana ulaşım yok, ondan sonra "burası niye boş?" Tamam daha yukarılarda bir yerlerde konumlamak istiyosun da kanyon'un altında metro var, istinye park'ı bilmiyorum ama oraya da hayvanlar gibi gidiyor insanlar. Bomboş yere kim gelecek? Yok ben civardaki çalışanlar için yaptım, bir akmerlez bir profilo olsun, insanlar öğle yemeğinde gelsin, alışverişlerini de aradan çıkarsın diyosan da orası çok büyük kanps. Yemek yerlerine ulaşana kadar öğle tatilinin yarısı gidiyo zaten, kim nasıl alışveriş yapacak. Koskoca bina bir işe yaramıyor diye baba dert oldu yemin ederim.

15 Ağustos 2013 Perşembe

Dövmeli Kurumsallarla Şişli Manzarasına Koşarken



Yine kendimi zengin sandığım bir döneme girdik. Salak gibi her yere taksiyle gidiyorum. Yalvarırım biri beni tutsun, yoksa bu ay bitmeyecek.

Spora başlamak şimdiye kadar yaptığım en harika şeylerden biriymiş. İki günde sıkılaşmadım tabii, açıkçası sürecin fiziksel anlamda ne gibi bir geri dönüşü olur onu da bilmiyorum ama kafa açtığı kesin. Soyunma odası bile tek başına yeter. Şimdilerde dövmeli kurumsalları incelemeye başladım. Yeterli miktarda veri topladığımda gerekli aktarımı yapacağım.

Gerçekten kötü bir şey tecrübe etmek istiyorsanız kendini troll sanan bir komik olmayanla yarım saat geçirmeyi deneyin. İnsanın ruhunda silinmesi zor izler bırakıyor.

Hayatımın bir noktasında moda + popüler kültür üzerine yayın yapan bir ortamda takılmam lazım gibi hissediyorum. Tatil gibi iş. (Şaka yapıyorum, muhtemelen götlerinden kan alıyorlar.)

Bugün bindiğim metrobüs bozuldu ve bir anda aracın içi dumanla dolmaya başladı. Ayaktakilerin hepsi dışarı koşarken oturan tek bir insan yerinden kıpırdamadı. Bilmeyenler için, İstanbul'da yaşamak böyle bir şey. Her gün metrobüse binseniz anlardınız.